var galleryTemplate = 1;
Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

”ESARET Mİ, CESARET Mİ?”

Çürümeye yüz tutmuş bir

Çürümeye yüz tutmuş bir siyaset anlayışının içinde, siyasi gündemin dillere pelesenk olmuş kelimesi ‘ değişim ‘ . Tekrara düşen söylemlerle ,aynılaşmanın getirdiği pasif , etkisiz, umutsuz ve heyecanını kaybetmiş milyonların aynaya bakmadığı bir ortamda tartıştığımız konu.

Değişmesi gereken siyasi bir kurum, gönüllü bir oluşum , iş yerlerimiz, evlerimiz patronlarımız, eşimiz, çocuklarımız, yaşadığımız şehir, hayat şartlarımız mı , yoksa bunların oluşumunda var olan bizler mi ?

Hayatımıza dokunan ne varsa hepsinin mimarı bizleriz. Bizler değil miyiz , bir araya gelerek partileşen, bir araya gelerek iş yerleri açan, bir araya gelerek, aileler kuran ve bir araya gelerek toplumu oluşturan. O halde önce ivedilikle aynaya bakacağız ve kendimize ;

” Sen değişeceksin, sen  “ diyeceğiz. Ve senin temelini oluşturduğun her olgu seninle yol alacak ?

Bireysel değişimlerin en yakınlarını nasıl etkilediğini yaşamın içinde tecrübe ediyoruz. Bir kişinin olumlu değişiminin sihirli bir değnek misali , muhatap olduğu herkesi etkilemesi gibi, olumsuzluğun da çevresinde gerginlik ve dışlanmaya sebep olduğu aşikar.

Şikâyet ederek, kendimize kaçarak, kavga ederek ve sadece bir kelimenin arkasına saklanarak değil;

Şikayet ettiğimiz ne varsa ,önce kendimizde bulup ,cesaret ve sabırla değiştireceğiz.

Memnuniyetsiz olduğumuz her şey bizim eserimiz, tercihimiz ve hatta ısrar ettiğimiz şeyler.

Ne mi yapacağız ;

Yakaladığımız küçücük bir heyecanı kocaman bir hayalden hayatımızın en unutulmaz anına dönüştüreceğiz. Bir yerden başlayacağız. Bir insanla, bir evle, bir eşyayla, bir kitapla, bir kararla ve kararlılıkla.

Kendisini seven, özgüvenli ve kararlı insanların başarısızlıkları olmaz.

Yapmam dediğiniz bir şeyi yapın,  gitmem dediğiniz bir yere gidin , atmam dediğiniz bir eşyayı atın, yemem dediğiniz bir yiyeceği yiyin, giymem dediğiniz bir kıyafeti giyin, söyleyemem dediğiniz bir şeyler söyleyin. Asla yapmam dediğiniz bir şeylerin koluna girin ve dans edin hayatla.

Ne varsa karşınızda duran inatla, değişecektir, siz cesaretinizi kuşandıkça.

Esir olmayın size sunulan kısır konfor alanlarına. Alanlar sizin ,bizim, herkesin. Büyüyün, büyütün ve hep yenilenerek güzelleştirin …

Şimdi aynanın karşısında sor kendine ve seç hadi

 

Esaret mi , cesaret mi ?