var galleryTemplate = 1;
Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

”KİM GAZETECİ? DOĞRUYU YAZAN MI, RANT PEŞİNDE KOŞAN MI?”

Geldiğimiz noktada gazeteci olarak

Geldiğimiz noktada gazeteci olarak topluma yaşanan olayları aktarmak ve konuları detaylıca araştırıp anlatmak gayretinin yarattığı çalkantılı bir mücadele ile uğraşırken, zaman içinde gördük ki bizlerin önündeki asıl engel yine kendi sektörümüz olan gazetecilik mesleğini un ufak edenlermiş…

 

Bugün Isparta sokaklarında gazetecinin bir itibarı kalmamış, haber sitelerinin inandırıcılıkları kaybolmuş durumda… Sorsak elbet ekonomik anlamdan tutun da siyasi atmosfere kadar bir çok sebebi vardır. Ancak yerel anlamdaki asıl sorunu irdelediğimizde, karşımıza çıkan ilk tespit yine yerel haber sitelerinin ve yerel anlamda gazetecilik yapan kişilerin dar ufukları, dedikodu temalı haberleri ve tabi ki de kaf dağında olan burunları çıkıyor…

 

Muhalefet olmayı şahıslar hakkında yalan haber yapmak, tecrübeyi 40-50 yılda gazetecilikten para kazanabilmek, gazeteciliği ise sosyal medyada 3-5 yorum almaktan ibaret gören insanların gazeteciliği getirdikleri nokta, bugün Isparta gündeminde hiç bir sorunu çözemiyor,  kurumların ciddiye alabileceği düzeyde gündeme oturtamıyor.

 

Isparta’da çok ciddi anlamda sorunlar var. Dereboğazı yolu, Eğirdir gölündeki kuraklık tehlikesi, apart kiralarının pahalılığı, çiftçinin perişanlığı, siyasilerin umursamazlığı, toplum sosyolojisinin yozlaşmışlığı ve daha bir sürü sorun varken, bir de bunların üzerine güçsüz, etkisiz ama bir tarafından çıkan gazı kuvvet sanan bitik bir basın sektörü var.

 

Bir şehirde eğer basın, sorunları yeterince halka anlatamıyor ve aydınlatamıyorsa, hatta bunu yapmak yerine sırf kara propaganda adına kurumların başlarındaki şahıslar hakkında yalan ve sokak ağzı haberler yapıyorsa o basın sektörünün de, o gazetecilerin de artık Isparta’ya verecek hiç bir şeyleri kalmamış demektir.

 

Şehrin sorunlarıyla siyasiler ve önde gelenler ilgilenirken itibarı yerlerde olan basın sektöründeki sorunlarla da ilgilenmek elbette bizim gibi genç, yenilikçi ve bilgiye dayalı gazetecilik yapan gazetecilere düşüyor.

 

Hiç şüphesiz bu sektördeki insanların büyük bir kısmı ömrünü tamamladı ancak yılların getirdiği bir alışkanlık ile hala dijital dünyanın nimetlerinden faydalanabiliyorlar. Fakat bu durum pek uzun süreli olmayacak…

 

Ispartalı ve Isparta’da yaşayan tüm kardeşlerime, ablalarıma, abilerime çağrım şudur ki; Isparta’nın en azından güçlü bir şehir olmasını istiyorsak, öncelikle miladını tamamlamış ve hamasetten başka bir dil kullanmayan desteksiz haber siteleri veya gazetecilere itibar etmemeleri…

 

Isparta şehri, Ulusal ve uluslararası gündemlere sadece kar felaketiyle, ölümlerle veya rezilliklerle değil, festivallerle, şenliklerle, doğal güzellikleriyle ve yaşanılabilir doğası ile oturabilmeli… Kendi içine kapanmış, kapı önünde çekirdek çitleyerek gazetecilik yapmanın ne Isparta’ya ne de Isparta’da ki gazeteciliğe hiç bir faydası yoktur.

 

Üzülerek belirtmek isterim ki, bu sektör bilgi ve ileri bir görüş ile yeniden ayağa kalkmadan, ne Isparta daha iyiye gidecektir, ne de sorunlar çözülecektir…

 

Elbet ideolojilerimiz, düşüncelerimiz ve fikirlerimiz farklı olabilir ancak ortak bir paydada uzlaşmak biz insanların doğasında olan bir durum ve bu uzlaşıyı Isparta’yı daha iyiye götürmek için denemeliyiz…

 

Çünkü…

 

Isparta’daki gazetecilik anlayışı artık gazetecilerin de sorunu olmanın ötesine geçmiş, tüm Isparta’nın bir imtihanına dönüşmüş durumdadır…